Söyleşi

Hayao Miyazaki’yle Ruhların Kaçışı Üzerine: “Fanteziye İhtiyacımız Olduğunu Düşünüyorum”

   Editör       Mayıs 2026
 Hayao Miyazaki’yle Ruhların Kaçışı Üzerine: “Fanteziye İhtiyacımız Olduğunu Düşünüyorum”

Hayao Miyazaki’yle Ruhların Kaçışı Üzerine: “Fanteziye İhtiyacımız Olduğunu Düşünüyorum”

 

Bu film, annesi ve babası yememeleri gereken bir şeyi yiyip domuza dönüşen 10 yaşındaki bir çocuğun hikâyesini anlatıyor. Film hiciv gibi görünüyor ama amacım bu değil. Hiiragi-san[1] ile hemen hemen aynı yaşta olan beş genç bayan arkadaşım var ve her yazımı dağ kulübemde onlarla birlikte geçiriyorum. Onların keyif alabileceği bir film yapmak istedim. Bu filme bu yüzden başladım ve asıl amacım da bu.

Küçük çocuklara yönelik "Totoro"yu, bir erkek çocuğun yolculuğa çıktığı "Laputa"yı ve bir gencin kendi başına yaşamak zorunda kaldığı "Kiki's Delivery Service"i yaptık. Ergenliklerinin ilk aşamasında olan, 10 yaşındaki kız çocuklarına yönelik bir film yapmadık. Bu yüzden dağ kulübeme bıraktıkları Nakayoshi veya Ribon gibi shojo mangalarını okudum.[2] Bu ülkenin 10 yaşındaki kızlara yalnızca tutku ve romantizm gibi şeyler sunduğunu hissettim ve genç arkadaşlarıma baktığımda, onların kalplerinde değer verdikleri şeyin, istedikleri şeyin bu olmadığını hissettim. Ve onların kahraman olabileceği bir film yapıp yapamayacağımı merak ettim...

Eğer bu filmi heyecan verici buluyorlarsa, bence başarılı olacaktır. Yalan söyleyemezler. Şu ana kadar "Keşke böyle biri olsaydı" dediğim baş karakterleri yaptım. Ancak bu sefer sıradan bir kız olan, izleyicinin sempati duyabileceği, "Evet, öyle" diyebileceği bir kadın kahraman yarattım. Sade ve abartısız olması çok önemli. Buradan yola çıkarak, karakterlerin büyüdüğü bir hikâye değil, onların kendi içlerindeki bir şeyden yararlandıkları, belirli koşulların ortaya çıkardığı bir hikâye... Bu filmde böyle bir hikâye anlatmak istedim. Ben genç arkadaşlarımın da böyle yaşamasını istiyorum, onların da böyle bir arzusu olduğunu düşünüyorum.

Yeni bir film yapmayı düşünmeye ne zaman başladınız?

Çocuklara yönelik bir kitap var, "Kirino Mukouno Fushigina Machi (Sisin Üzerindeki Gizemli Kasaba)" Sachiko KASHIWABA tarafından yazılmış, Kodansha tarafından yayınlanmıştır. 1980'de yayımlandı ve bundan yola çıkarak bir film yapıp yapamayacağımı merak ettim. Bu, "Mononoke Hime" üzerinde çalışmaya başlamadan önceydi. Bir çalışanımız var, beşinci sınıftayken bu kitabı çok severmiş ve defalarca okumuş. Ama neden bu kadar ilgi çektiğini anlayamadım. Çok kırıldım ve nedenini gerçekten bilmek istedim. Ben de (kitaba dayanarak) bir proje teklifi yazdım ama sonunda reddedildi.

Bundan sonra daha canlı bir karaktere sahip olmanın daha iyi olacağını düşündüm ve "Rin ve Baca Ressamı" adında bir teklif yazdım. Biraz daha yaşlı bir kadın kahramanın yer aldığı çağdaş bir hikâyeydi ama o da reddedildi. Bir hamamın bandai'sinde[3] oturan korkunç, yaşlı bir kadının hikâyesine dönüştü. Geriye dönüp baktığımızda her üç öyküde de hamamlar vardı.

Neden hamamda geçen bir hikâye hazırladınız?

 Benim için hamam, şehirdeki gizemli bir yerdir. Yağlıboya tabloyu ilk kez bir hamamda görmüştüm. Ve küvetin yanında küçük bir kapı vardı. O kapının arkasında ne olduğunu merak ediyordum. Bu yüzden Hiiragi-san'la aynı yaştaki genç bir adam hakkında bir hikâye düşündüm ama o da reddedildi. (Gülüyor)

 

Hamamın tanrıların mekânı olması fikri nereden çıktı?

Böyle bir hamam olsa eğlenceli olurdu. Kaplıcalara gittiğimizde de aynısı oluyor. Japon tanrıları birkaç gün dinlenmek için oraya giderler, sonra bir süre daha kalmayı dilediklerini söyleyerek evlerine dönerler. Filmin görüntülerini yaparken böyle şeyler hayal ediyordum. Bugün Japon tanrısı olmanın zor olduğunu düşünüyordum. (Gülüyor)

Filmdeki tanrıların modelleri var mı?

Kasuga Tapınağı'ndaki Şinto ayininde, yaşlı bir adamın yüzünün çizimi olan bir kâğıt parçası (maske) kullanılır. Bu tür görüntüleri ödünç aldım ama Japon tanrılarının gerçek bir biçimi yok: Kayaların içinde, sütunların içinde ya da ağaçların içindeler. Ama hamama gitmek için forma ihtiyaçları var. Daikoku tanrısı Daikoku'ya[4] benziyor. Bazılarının şekli anlaşılamayacak kadar tuhaf.

Bay Takahata "Komşum Yamadalar"ı yaptığında fantastik tarzda bir hikâye anlatma eylemini sorguluyordu. Buna "Sen to Chihiro"yu[5] yaparak mı yanıt vermeye çalışıyorsunuz?

Hayır, öyle demek istemiyorum ama fanteziye ihtiyacımız olduğunu düşünüyorum. Güçsüz çocukluk döneminde olanlar için, kendilerini çaresiz hissettiklerinde fantezinin onları rahatlatacak bir yanı vardır. Çocuklar karmaşık veya zor problemlerle karşılaştıklarında ilk başta bu problemlerden kaçmak zorunda kalırlar. Eğer kafa kafaya mücadele etmeye çalışırlarsa kesinlikle kaybedeceklerdir. "Gerçeklikten kaçmak" gibi karmaşık ve sorgulanabilir bir tabir kullanmamıza gerek yok. Sadece benim neslimde değil, daha eski nesillerde de Tezuka-san'ın mangası sayesinde kurtulan birçok insan var. Fantezinin gücünden hiç şüphem yok. Yine de fantezi yaratıcılarının duygusal açıdan zayıfladıkları doğrudur. Elbette giderek daha fazla insan "Böyle bir şeye inanamıyorum" diyor. Ancak bu karmaşık çağa ayak uydurabilecek bir fantezi henüz yaratılmadı. Ben böyle düşünüyorum.

 

 

 


[1] HIIRAGI Rumi, Chihiro'nun 13 yaşındaki seslendirme sanatçısı.

[2] Japon kız mangaları.

[3] Hamamın yöneticisinin oturduğu yükseltilmiş bir platform  üzerindeki koltuk.

[4] Bir Japon tanrısı.Çiftçilere bereket getirdiğine inanılır.

[5] Ruhların Kaçışı.

 

Diğer Yazılar

Şiir

Tüm Yazılar

Öykü

Kama

Tüm Yazılar

Futbol

Tüm Yazılar