Tarihin ve Kurgunun İnce Çizgisinde: Corto Maltese
"Adım Corto-Corto Maltese.
10 Temmuz 1887'de Malta'da doğdum; en azından bana söylenen bu.
Çocukluğumdan, haçlarla dolu bir bayrak ve babamın kızıl sakalını hatırlıyorum. Annem mi? Sevilla'lı bir Çingene. O kadar güzeldi ki ressam Ingres ona delicesine aşık olmuştu. (Bunun doğru olup olmadığını bilmiyorum, bana bu konulardan hiç bahsetmedi.)
"Güzel bir ev ve çiçeklerle dolu bir avlu hatırlıyorum - Kurtuba'daki camiye yakındı - ve annemin bir arkadaşının sol elimi tutup dehşet içinde baktığı günü çok iyi hatırlıyorum: Bir Kader Çizgim yoktu. Uzun uzun düşünmedim - babamın usturalarından birini alıp kendi Kader Çizgimi uzun ve derin bir şekilde kestim. Şansımı artırdığımdan şüpheliyim ama her zaman özgürdüm ve bu benim için yeterli."
10 Temmuz 1887'de denizci bir baba ile Çingene bir anneden dünyaya gelen Corto Maltese çocukken elinde çizgilerinin olmadığını fark eder. Babasının usturasıyla kendi kaderini belirlemek için avucunu keser. "Altın kalpli bir haydut" olarak anılan Corto Maltese, 20. yüzyılın ilk çeyreğinde egzotik yerlerde geçen ve içlerinde bolca korsanın, kaçakçının ve tarihsel kişinin yer aldığı maceralar yaşar. Corto Maltese bazen bir hazine avcısı, bazen de siyasi entrikaların ortasında kalmış bir karakter olarak karşımıza çıkar.
Hugo Pratt tarafından yaratılan ve ilk kez 1967 yılında yayımlanan Corto Maltese, "Una Ballata del Mare Salato" (Tuzlu Deniz Baladı) adlı macerayla sahneye çıkar. Hugo Pratt, Corto'ya sıra dışı bir derinlik ve çekicilik kazandırır ve onu maceraperest, entelektüel ve özgür ruhlu bir karaktere dönüştürür. Corto'nun tanımlarından biri de "lakonik bir denizci" olmasıdır. "Lakonik" ifadesi Sparta kentini de içine alan Yunan şehir devleti Lacedaemon'dan türetilmiştir. Çok az ifade kullanarak bir fikri ifade etmeyi tanımlamakta kullanılırken ayrıca sözden ziyade eyleme ağırlık veren düşünme biçimi tanımlamakta da kullanılmaktadır. Bu haliyle Corto tam manasıyla lakonik bir denizcidir. Corto'nun Jack London, Lugones, Stevenson, Melville, Conrad ve Rimbaud'dan alıntılar yapmasına rağmen en sevdiği ve asla bitiremediği kitap, Thomas More'un Ütopya'sıdır.
Corto Maltese, çizgi roman dünyasında hem sanatsal hem de edebi açıdan önemli bir yere sahiptir. Hugo Pratt'in çizgileri ve anlatım tarzı, minimalist ve etkileyici bir estetik sunar. Çizgi roman, sadece İtalya'da değil dünya çapında da büyük bir popülerlik kazanmıştır. Corto Maltese, Avrupa çizgi romanının en önemli eserlerinden biri olarak kabul edilir ve birçok sanatçıya ilham kaynağı olmuştur. 1976 yılında Tuzlu Denizin Baladı, kitap formatında yayımlandığında çizgi roman dünyasının en prestijli ödüllerden olan Angoulême Uluslararası Çizgi Roman Festivali'nde en iyi yabancı gerçekçi çizgi roman albümü ödülünü kazanmıştır.
Corto Maltese birçok tarihsel olayın ve kişinin yanında Semerkant'taki Altın Yaldızlı Ev'de bu defa Enver Paşa'ya yer verir. Orta Asya'nın zorlu coğrafyasında, Bolşevik Devrimi'nin etkilerinin hissedildiği bir dönemde geçen olaylarda Enver Paşa'nın Bolşeviklerle ve Orta Asya'daki milliyetçi hareketlerle olan ilişkileri, hikâyenin temel siyasi arka planını oluşturur. Çizgi roman tarihi gerçeklik ile kurgu arasında ince bir çizgide yürürken Enver Paşa'nın hikâyedeki rolü de bu dengeyi yansıtır ve okuyuculara tarihsel olaylara farklı bir bakış açısı sunar. Enver Paşa'nın ölmeden önce son konuştuğu kişi Corto Maltese'dir.
Son sözler Corto'dan gelsin: "Ben bir kahraman değilim. Seyahat etmeyi severim ve kurallara aldırmam ama sadece bir kurala saygı duyarım: Arkadaşlarıma asla ihanet etmem.
O kadar çok hazine aradım ki tek bir tane bile bulamadım ama aramaya devam edeceğim, buna güvenebilirsiniz; biraz daha ileride..."








