Edebiyat

Şeytan Belfagor’un Karısı Üzerine

   Burak Çetinkaya       Ağustos 2026

Şeytan Belfagor’un Karısı Üzerine

 

Machiavelli'nin Şeytan Belfagor'un Karısı fablı, bir mübarek adamın cehenneme düşen erkeklerin bu sefalete düşmelerinin sebebinin eşleri olduğuyla başlar. Bu fikir cehennemde bir tartışma yaratmıştır ve Pluto, baş şeytanı Belfagor'u 100 bin düka ile dünyaya eş bulup, bir insan olarak yaşayıp, gerekirse de sefalet bile görebileceği şekilde erkek formunda yollamıştır. Fabl Belfagor'un sefaletiyle ve karısından korkusuyla son bulur.

Fabl ilk okumada kadın düşmanı karikatüristin bir evlilik fıkrası gibi görülebilir. Hatta bu fikir savunulabilir de, eğer 1500'lü yıllardaysanız. Fakat üstüne biraz düşündüğümüzde kültür ve toplumsal bilinçdışıyla ilgili fikirler de sağlayabilir - iki kelimeyi tam olarak birleştirmemekle beraber ortak çok fazla noktaları olduğunu da düşünüyorum-.

Kültür dendiğinde başlıca dört anlam ortaya çıkar:

Sanatsal ve düşünsel eserler toplamı

Ruhsal ve zihinsel gelişim süreci

İnsanların yaşamlarına yön veren değerler, gelenekler, inançlar ve simgesel pratikler

Bütün bir yaşam tarzı.

Örnek verecek olursak; Türk Kültürü dediğimizde aklımıza Klasik Türk Müziği, folklor dansları, meddahlar da gelebilir; yiyecekler, içecekler, kıyafetler ve hatta trenler bile gelebilir. 

Fabl'da bizi kültür üzerine düşündüren nokta ise ne yiyecekler, ne müzik ne de eş tercihidir: Sınıfsal zorunluluklar ve kültür baskısıdır. Belfagor dünyaya inen bir melek olarak bulunduğu ilk toplumda şöhret ve itibar ile tanışır tanışmaz evlenmiş ve eşi Onesta tarafından bulundukları sınıfta saygınlıklarını korumak için kibirle yönlendirilmiş, pahalı davetler, fuzuli harcamalar, sürekli değiştirilen uşaklar sağlatmıştır. Onesta yetiştirildiği toplumda ‘o' sınıfta olmanın bu harcamaları yapma zorunluluğunu toplumsal bilinç dışı davranışıyla gerçekleştirmiştir. Onun kibri ve harcama tutkusu belirli bir sınıfa ait olmanın görünür işaretleridir. Belfagor bu davranışların yanlış olduğunu bilir ve sonuçların yıkıcı olduğunu görmesine rağmen karşı koyamaz. Belfagor'un yıkıcı sonuçlarını gördüğü bir hayat biçimine itaat etmesi, kültürel davranışın basitçe yanlış düşüncelerden kaynaklanmadığını gösterir. Bir davranışın altında onu doğuran açık bir kanaat aramak, insan eylemini olduğundan daha zihinsel ve daha hesaplı düşünmek olabilir. Wittgenstein'ın James Frazer'a yönelttiği itiraz da buna yakındır; Frazer, ritüelleri insanların dünya hakkındaki hatalı fikirlerinin uygulamaları olarak açıklarken, uygulamanın her zaman bir fikirden doğduğunu varsayar. Oysa kimi zaman düşünce ile pratik arasında böyle bir neden-sonuç ilişkisi yoktur; ikisi aynı hayat biçiminin içinde yan yana bulunur.

Onesta önce sınıfsal saygınlık hakkında bir kuram edinip sonra buna uygun davranmaz. Saygınlık onun için, pahalı davetlerden, uşaklardan, giysilerden ve gösterişten bağımsız bir kavram değildir. Bu pratikler saygınlığın dışarıdaki belirtileri olmaktan çok, onun toplumsal anlamını meydana getirir. Belfagor'un yanlış olduğunu bilmesi de bu yüzden yeterli olmaz. Bir düşünceyi düzeltmek, o düşünceden doğmamış bir hayat biçimini kendiliğinden ortadan kaldırmaz.

Bir hayat biçimini sürdüren şey yalnızca ona ilişkin inançlar değil bu inançların yerleştiği davranışlar, ilişkiler ve toplumsal sonuçlardır. İnsan bir düşüncesinden vazgeçebilir, fakat o düşüncenin hiçbir zaman gerçek kaynağı olmadığı alışkanlıklarını sürdürebilir. Çünkü hayat biçimleri, yalnızca doğru kabul edildikleri için değil başka türlü yaşamanın ayıp, tehlikeli, yalnızlaştırıcı veya düşünülemez görünmesi sayesinde devam eder.

 

Yazar'a ait Diğer Yazılar

Burak Çetinkaya

Burak Çetinkaya1995 yılında Bakırköy'de doğdu. Mor ve Ötesi ve Büyük Ev Ablukada dinlemiyor. Kapuska seviyor ve pembe çoraba bayılıyor.

 

Kitap

Tüm Yazılar

Edebiyat

Tüm Yazılar

İstanbul Kitaplığı

Tüm Yazılar