Düşünce

Engizisyon Kayıtlarından İnsanî Tecrübeye: Carlo Ginzburg'a Hukuk Tarihçiliği Perspektifinden Bir Bakış

   Dr. Tolga Ersoy       Temmuz 2026

Engizisyon Kayıtlarından İnsanî Tecrübeye: Carlo Ginzburg'a Hukuk Tarihçiliği Perspektifinden Bir Bakış

 

17 Haziran 2026 tarihinde kaybettiğimiz İtalyan tarihçi Carlo Ginzburg, yalnızca mikrotarihin kurucu isimlerinden biri değil çağdaş tarih yazımına kazandırdığı özgün metodolojik katkılarla da öne çıkan tarihçilerden biriydi. Carlo Ginzburg'un ardından kaleme alınacak her değerlendirme, kaçınılmaz olarak yalnızca büyük bir tarihçinin kaybına değil, tarih yazımını derinden etkileyen metodolojik mirasına da yönelmek durumundadır.

 

Carlo Ginzburg'un adı, haklı olarak, her şeyden önce mikrotarih yaklaşımıyla birlikte anılmaktadır. Özellikle Peynir ve Kurtlar: Bir 16. Yüzyıl Değirmencisinin Evreni, sıradan bireyin tarihsel özne hâline getirildiği öncü çalışmalardan biri olarak tarih yazımında müstesna bir yer edinmiştir. Bununla birlikte, Ginzburg'un tarihçiliğinin hukuk tarihçiliği bakımından taşıdığı metodolojik önem, mikrotarih tartışmalarının gölgesinde kalmıştır. Oysa yapıtlarının önemli bir kısmı mahkeme kayıtları, sorgu tutanakları, Engizisyon belgeleri ve yargısal süreçler üzerine kuruludur. Peynir ve Kurtlar, idamla sonuçlanan bir Engizisyon yargılamasını merkeze alırken; Gece Savaşları: 16. ve 17. Yüzyıllarda Cadılık ve Tarım Kültleri büyük ölçüde Engizisyon kayıtlarına dayanmaktadır. [1] Efsaneler, Amblemler ve İzler: Morfoloji ve Tarih başlıklı seçkide yer alan "Cadılık ve Halk İnanışları" adlı inceleme bir dava dosyası üzerinden hareket etmekte, "Antropolog Olarak Engizisyon Yargıcı" ise dinî ve seküler mahkemelerin adlî tutanaklarını antropologların saha notlarıyla metodolojik bakımdan karşılaştırarak Engizisyon kayıtlarının yalnızca hukuk tarihinin değil, toplumsal ve kültürel tarihin de en kıymetli kaynakları arasında yer aldığını ortaya koymaktadır. [2] Benzer şekilde Güç İlişkileri: Tarih, Retorik, Kanıt içinde yer alan "Lorenzo Valla ve Konstantin'in Bağışı" çalışması da hukukî muhakeme, delil ve metin tenkidi arasındaki ilişkiyi tarih yazımının merkezî meselelerinden biri olarak ele almaktadır. [3]

 

Ginzburg'un hukuk tarihçiliğine en yoğun şekilde yöneldiği çalışması ise şüphesiz İngilizceye The Judge and the Historian: Marginal Notes on a Late-Twentieth-Century Miscarriage of Justice [Hâkim ve Tarihçi: Yirminci Yüzyılın Sonlarında Bir Adlî Hata Üzerine Kenar Notları] başlığı ile çevrilen yapıtı olmuştur. [4] Bu çalışmada Ginzburg, tarihçi ile hâkimin aynı delil malzemesiyle çalıştığını, ancak farklı amaçlara ve muhakeme usullerine sahip olduklarını ortaya koymakta; tarihsel araştırma ile hukukî muhakeme arasındaki benzerlik ve ayrışma noktalarını da ayrıntılı biçimde analiz etmektedir. Böylece Engizisyon kayıtları üzerinden geliştirdiği belge okuma yöntemini modern ceza muhakemesine taşımış ve tarih ile hukuk arasındaki epistemolojik ilişkiyi sistematik biçimde tartışmıştır.

 

Hukukî belgeler, Ginzburg'un çalışmalarında yalnızca ait oldukları dönemin hukuk düzenini ve yargısal pratiğini anlamaya yarayan vesikalar değil; hukukun işleyişi kadar bireyin iktidarla kurduğu ilişkinin, toplumsal hafızanın ve zihniyet dünyasının da okunabildiği tarihî tanıklıklardır. Mahkeme tutanaklarını belirli bir usul içerisinde üretilmiş, hâkimin, sorgucunun, kâtibin ve sanığın müdahaleleriyle şekillenmiş metinler olarak ele alan bu yaklaşım, hukuk tarihçiliği bakımından esasen bir okuma yöntemi önerisidir. [5] Nitekim bu metodoloji, mahkeme kayıtlarını yalnızca sanığın beyanlarının aktarıldığı belgeler olarak değil, hâkimin soruları ile sanığın cevapları arasındaki etkileşim ve uyumsuzluklar sayesinde tarihsel anlamın görünür hâle geldiği metinler olarak değerlendirmektedir. Bu okuma biçimi, tarihçiyi belgede kayıtlı olanla yetinmeyip belgenin hangi koşullar altında üretildiğini, hangi soruların sorulduğunu, hangi cevapların kayda geçirildiğini ve hangi seslerin metnin dışında bırakıldığını da sorgulamaya sevk etmektedir. Böylece filolojik tenkit ile hukuk tarihçiliği, Ginzburg'un metodolojisinde birbirini tamamlayan iki araştırma alanı hâline gelmektedir.

 

Günümüzde Ginzburg'un yapıtları daha çok mikrotarih bağlamında ele alınmakta; buna mukabil hukuk tarihçiliği açısından taşıdığı metodolojik zenginlik aynı ölçüde değerlendirilmemektedir. Bu durum yalnızca ülkemize özgü değildir. Milletlerarası literatürde de Ginzburg üzerine yapılan çalışmalar büyük ölçüde mikrotarih, kültür tarihi, halk inanışları ve tarihsel yöntem ekseninde yoğunlaşmış; hukuk tarihçiliği bakımından sunduğu metodolojik imkânlar ise ancak talî değerlendirmeler içerisinde yer bulabilmiştir. Oysa Ginzburg'un yapıtları mahkeme kayıtlarının, sorgu tutanaklarının ve diğer yargısal belgelerin nasıl okunması gerektiğine ilişkin son derece zengin metodolojik imkânlar sunmaktadır. Bu yöntem hukuk tarihçiliği tarafından daha yakından benimsendikçe, Roma hukuku metinlerinden Osmanlı şer'iyye sicillerine, Engizisyon kayıtlarından modern yargı arşivlerine kadar uzanan geniş bir belge külliyatı da yeni sorular ve farklı okuma biçimleriyle yeniden değerlendirilebilecektir.

 

 

[1] Carlo Ginzburg, Peynir ve Kurtlar: Bir 16. Yüzyıl Değirmenisinin Evreni, çev. Ayşen Gür, İstanbul: Metis Yayınları, 1999; Gece Savaşları: 16. ve 17. Yüzyıllarda Cadılık ve Tarım Kültleri, çev. Ceren Sungur, İstanbul: Pinhan Yayıncılık, 2022.

[2] Carlo Ginzburg, Efsaneler, Amblemler ve İzler: Morfoloji ve Tarih, çev. Mehmet Moralı, İstanbul: Kırmızı Yayınları, 2007, s. 19-47, 305-320.

[3] Carlo Ginzburg, Güç İlişkileri: Tarih, Retorik, Kanıt, çev. Durdu Kundakçı, Ankara: Dost Kitabevi, 2006, s. 66-81.

[4] Carlo Ginzburg, The Judge and the Historian: Marginal Notes on a Late-Twentieth-Century Miscarriage of Justice, tr. Antony Shugaar, London & New York: Verso, 1999. Yapıtın özgün İtalyanca başlığı ise Il giudice e lo storico: Considerazioni in margine al processo Sofri [Hâkim ve Tarihçi: Sofri Davası Üzerine Mülâhazalar] olup, 1972 yılında polis komiseri Luigi Calabresi'nin öldürülmesine ilişkin olarak Adriano Sofri hakkında yürütülen ve delillerin değerlendirilme biçimi nedeniyle İtalya'da geniş tartışmalara yol açan ceza yargılamasını tarih ile hukuk arasındaki hakikat, delil ve muhakeme ilişkisi çerçevesinde ele almaktadır.

[5] Nitekim Peter Burke de Ginzburg'un tarihçiliğini değerlendirirken, onun çalışmalarını farklı disiplinleri bir araya getiren bir "dedektiflik" faaliyeti olarak nitelendirmiş; tarihçinin görünürde önemsiz ayrıntılardan hareketle tarihsel anlamı ortaya çıkaran kanıt okuma yöntemine özellikle dikkat çekmiştir, bkz. Peter Burke, "Carlo Ginzburg, Detective", Carlo Ginzburg, The Enigma of Piero: Piero della Francesca, tr. Martin Ryle, Kate Soper, London & New York: Verso, 2002, s. ix-xvii.

[6] Zambelli, Ginzburg'un yöntemini değerlendirirken, halk inanışlarının mahkeme kayıtlarında doğrudan sanık ifadelerinden değil, "hâkimlerin soruları ile sanıkların cevapları arasındaki uyumsuzluklar" sayesinde görünür hâle geldiğini belirtmektedir. Bu tespit, Ginzburg'un mahkeme kayıtlarını yalnızca bilgi aktaran belgeler olarak değil, sorgulama sürecinin dinamikleri içerisinde anlam kazanan tarihî metinler olarak okuduğunu göstermesi bakımından önem taşımaktadır, bkz. Paola Zambelli, "From Menocchio to Piero della Francesca: The Work of Carlo Ginzburg", The Historical Journal, Vol. XXVIII, No. 4 (1985), s. 988.

 

 

Yazar'a ait Diğer Yazılar

Dr. Tolga Ersoy

1980 yılında İstanbul'un Şişli ilçesinde doğdu. İstanbul Bilgi Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ni bitirdi. Aynı üniversitenin Sosyal Bilimler Enstitüsü'nün Kültürel İncelemeler yüksek lisans programını 2009 yılında "Prokopios'un Yapıtlarında Perslerin Temsili" başlıklı tezi ile tamamladı. Robert Drews'un "Tunç Çağı'nın Sonu: Askeri Değişim ve Antik Akdeniz'de Çöküş" adlı yapıtını Gürkan Ergin ile birlikte çevirdi. Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü'nün Ortaçağ Tarihi doktora programını "Antikçağ ve Ortaçağ Filolojik Kaynaklarında Avrupa Hunlarının Temsili" başlıklı tezi ile tamamladı. Akademik çalışmalarını sürdürmekte ve serbest avukatlık yapmaktadır.

Edebiyat

Tüm Yazılar

Öykü

Kama

Tüm Yazılar