Saka Seçkinlerinin Yükselişi
DNA çalışmaları, Demir Çağı boyunca Avrasya bozkırlarına hükmeden göçebe Saka savaşçıları arasında hüküm süren seçkin bir sınıfın varlığını ortaya çıkardı. Bu seçkinler sınıfının günümüzde en bilinen örneği, kurganında demir silahlar, bronz eserler, runik yazılı gümüş bir kap ve dört binden fazla altın süs eşyasının bulunduğu Altın Adam. Genetik analizler, "Altın Adam" gibi üst sınıf Sakaların yüksek konumlarını miras yoluyla edindiklerini ve iktidarı akrabalarıyla paylaştıklarını; böylece, daha önceki Tunç Çağı'nda bu bölgede mevcut olmayan bir toplumsal tabakalaşma düzeyi oluşturduklarını ilk kez ortaya koydu.
Science Advances dergisinde yayımlanan raporda bilim insanları, birden fazla mezar alanından düzinelerce bireyin DNA'sını karşılaştırarak, Saka seçkinleri arasında birbirinden çok uzak bölgelerde yaşamış gruplar arasında dahi aile bağları olduğunu keşfetti.
Genetik analizler ayrıca, İskitlere özgü bir mezar höyüğü olan "kurgan"ı M.Ö. 400-300 yıllarına tarihlenen ve 1969'da Kazakistan'daki bir alanda gün yüzüne çıkarılan "Altın Adam" hakkındaki uzun süredir yanıtlanmamış soruları da aydınlattı. Cinsiyet belirten adına rağmen, araştırmacılar bu gencin erkek mi yoksa kadın mı olduğu konusunda kesin bir yargıya varamamışlardı. Bilim insanları, yeni çalışma kapsamında Altın Adam'ın genomunun çeşitli bölgelerinden alınan DNA belirteçlerini inceledi ve DNA verilerinin hasar gördüğü ya da eksik olduğu kısımları tamamlamak için istatistiksel yöntemlerden yararlandı. Elde edilen bulgular, Altın Adam'ın genetik açıdan muhtemelen erkek olduğunu ortaya koydu; diğer Saka DNA örnekleriyle yapılan karşılaştırmalar ise şahsın, Sakaların güney koluna mensup olduğunu gösterdi.
Çalışma için bilim insanları 85 bireyden alınan DNA örneklerine ve diğer verilere baktı. 38'i seçkin mezarlardan, 47'si ise seçkin olmayanlardan alındı. Genel olarak, Demir Çağı'ndaki nüfus Bronz Çağı'ndakilere göre genetik olarak daha çeşitliydi. Bununla birlikte seçkinlerin DNA'sı, ortak atayı gösteren bitişik genetik belirteçler olan homozigotluk dizileri olarak bilinen genetik benzerlikler içeriyordu ve genomları seçkin olmayanlara göre daha homojen olma eğilimindeydi. Veriler, yüksek konumlu bireylerin nüfus içinde genetik bir alt grup olduğunu ve "yoğun genetik karışım döneminde sürekliliğin korunmasında seçkinlerin potansiyel rolünü vurguladığını" öne sürdü.
Seçkinlere ait kurganlar; 15 metreye varan yükseklikleri ve 105 metreyi bulan çaplarıyla devasa yapılar. Bu yapılar genellikle koridorlar, yeraltı mezar odaları ve hayvan ya da akraba kalıntılarının bulunduğu yan odalar içeriyor. Kurganlardaki kalıntılar sıklıkla mumyalama veya ölüm sonrası trepanasyon -yani beyni çıkarmak amacıyla kafatasında delik açma işlemi- izleri taşıyor.
Araştırmacıların incelediği 38 seçkin bireyin neredeyse yarısı kadındı. Bazı kalıntılarda trepanasyon (kafatası delme işlemi) izlerine rastlanması ve bu kişilerin; atlar, kıymetli giysiler ve pahalı eşyalarla birlikte, özenle inşa edilmiş geçitlere sahip kurganlara defnedilmiş olması, Saka kültüründe kadınların saygı gördüğüne işaret ediyordu. Bu keşif, Tunç Çağı'nda Avrasya halkları üzerine yapılan ve "kadınların başlıklar ve bronz aksesuarlar aracılığıyla servetin büyük bir kısmını ellerinde bulundurduklarını" gösteren diğer araştırmaların bulgularıyla örtüşüyor. Demir Çağı'nın son dönemlerinde Doğu Avrasya'da yaşamış göçebe Hiungnular (Xiongnu-Hunlar) arasında da en yüksek konumdaki bireyler kadınlar. "Urdjar Prensesi" olarak adlandırılan soylu bir Saka kadını, Altın Adamınkine benzer, gösterişli bir altın başlık takıyor. Kurganında bulunan bir taş sunak ve şifalı bitkiler, kadının şaman (kam) olabileceğine işaret ediyor.








