Kitap

Herkesin Aldığı Ama Kimsenin Okumadığı Kitaplar

   Alper Çeker       Kasım 2025

Herkesin Aldığı Ama Kimsenin Okumadığı Kitaplar

 

Türk edebiyatında herkesin aldığı ama kimsenin okumadığı kitapların başında Orhan Pamuk'un romanları gelir çünkü bunların Türkçesi bozuktur, anlaşılmazdır; içlerindeki Ramazan'ın, bozanın vb.'nin ne olduğuna dair çeviriyi hesap ederek yapılan açıklamalar Türk okuru için yersizdir. 1996 yılında Nevzat Erkmen'in Ulysses çevirisi yayımlandığında herkes kitabı aldı ama romanın yanlış basıldığı aylar sonra, bilmem kaçıncı baskısı çıkmışken anlaşıldı çünkü onu da hiç kimse okumamıştı. Zaten çevirisinden okunduğunda Ulysses kimseye hitap etmez çünkü hem dili hem de içeriği çok yereldir. Kahramanları, kimliklerini işaret eden şivelerle konuştuğu için roman çevrildiğinde en dikkat çeken tarafı olan dil özelliklerini yitirir, atıfları Batı medeniyetinin değerlerinedir ve içeriği İrlandalı hatta Dublin'li olmayanlar için bir şey ifade etmez.

Georges Dumézil'in Mit ve Destan (çev. Ali Berktay) adlı eserini üçüncü baskısından okuduğumda yanlış basıldığını fark ettim. Bu kitabı da insanlar alıp kütüphane rafına koymuş ama okumamıştı. Ne yazık ki Georges Dumézil'in bu başyapıtının baştan sona yapılıp yayımlanmış bir İngilizce çevirisi yok.  

Bir yerlerde Ian Watt'ın Romanın Yükselişi (çev. Ferit Burak Aydar) adlı kitabının, konusunun çok yerel olması nedeniyle Fransızca'ya çevrilmediğini okumuştum. Bizde bir kitabın çevrilmesi için yazarının Batılı olması yeterli bir nedendir. Fransızlar zaten Batılı oldukları için bizimkilerin komplekslerine sahip değiller; okumayacakları kitapları yayımlamıyorlar, yayımladıklarını da okuyorlar. 2025 yılında KETEBE yayınları bir İtalyan Marksisti olan Franco Berardi'nin kitabını sansürleyerek yayımlamasıyla gündem oldu. Açıkçası oradan buradan alıntı yaparak, görüşlerini yalandan yere özetlemek istemediğim Franco Berardi'nin bize anlamlı gelebilecek tek bir satırı yok. Adam ABD'deki 2008 krizini tartışıyor, Hıristiyan ilahiyatına, Taoculuğa atıflar yapıyor. Batılı eleştirmenler bile Berardi'nin yazdıklarını gnostik edebiyata benzetiyorlar, anlayamadıklarını söylüyorlar. İnternetten kitap satışı yapan iki ayrı sitenin sıralamasına baktım, KETEBE'nin en çok satanları arasında Batılı bir yazar yok. Peki KETEBE, Türk okurunu zerre kadar ilgilendirmeyen bir İtalyan yazarın kitabını sansürleyerek de olsa yani zorla, neden basmış?

Bunun nedeni, yukarıda sözünü ettiğim çağdaş görünme kompleksi. Türkiye'de çağdaşlık; Batılı gibi görünme, kendini Avrupalılara benzetme olarak anlaşılır. Hiç kimse içtiği bozanın, çayın, oturduğu iftar sofrasının fotoğrafını sosyal medyada paylaşmaz. Hepimiz elimizdeki viski kadehini, oturduğumuz rakı sofrasını paylaşırız çünkü Türkiye'de Tanzimat'tan beri bunlar Batılı görünmenin alametleridir. 1990'lı yılların eski İslamcılarının şimdilerde bu akıma kapılmasının nedeni, ekonomik olarak sınıf atlamaları. Fakat zenginlik çamaşır suyu değil, deriyi beyazlatmıyor. On dokuzuncu yüzyılın sonu ile yirminci yüzyılın başlarında Amerika'nın türedi zenginleri; kızlarını çulsuz kalan İngiliz aristokratları ile evlendirerek, derilerinin rengini açmaya çalışmışlardı. Avrupalılar bu gelinlerle "altın kaplama" diye alay ettiler. Bizde üretilen zevksiz, altın varak kaplama mobilyalar yurtdışında Arap ülkelerine ihraç ediliyor ama iç piyasada bunların müşterileri hangi toplumsal tabakadan, merak etmiyor değilim.                    

 

Yazar'a ait Diğer Yazılar

Alper Çeker

Alper Çeker 1972 yılında İstanbul'da doğdu. Kadıköy Anadolu Lisesini ve İstanbul Üniversitesi Rus Dili ve Edebiyatı Bölümünü bitirdi. Osmanlıca'dan çeviriyazı ve sadeleştirmeler, Rusça ve İngilizce'den çeviriler yaptı. Telif eserleri arasında Gece Şehre Dedi ki, Reziller, Kurt Cobain ve Seatle Olayı, Devrana Girip Seyran Edelim ve Kan Kardeşi Tarantino vardır.